loading
loading

Hikaye ve Teşekkür

2016 yazı çok zor ama deneyim dolu bir yaz oldu. Geçtiğimiz yılın yoğunluğu bir yana, başıma gelen bir hırsızlık badiresi ve hemen üzerine hepimizi yıpratan dehşet 15 Temmuz gecesi psikolojimi ciddi anlamda bozmuştu. İstanbul’da duruma katlanabilir gibi değildim, hiç bir işime konsantre olamıyordum ve uzaklaşmam gerekti.

 

Küçükkuyu civarında, kırsalda üç hafta boyunca uzun zamandır vakit ayırmam gereken konulara odaklandım. Planlı ve plancı bir insan olduğum doğrudur. Plansız yola çıkılan durumlarda, işlerin yolunda gitmesinin tek yolu şanslı olmak. İçinden geçtiğim dönemde ise iyi şanslı raslantılara inanmıyorum.

 

Üç haftanın sonunda döndüm ve döndüğümün ertesi günü özlediğim gitarımı elime alınca, bu şehre karşı hislerimin yansıması olarak, “Yine mi Sen İstanbul” şarkısı çıkıverdi. 29 Ağustos’ta şarkıyı çalıp söylediğim bir video paylaştım. Bu süreçte de, plak şirketleriyle sürdürdüğüm görüşmeler olumsuz sonuçlandı. Bağımsız kalacağım netleşti. Menajerim ve dostum Ateş Erkoç ile bir süredir fikir aşamasında olan her şeyi yürürlüğe koyma kararı aldık. Araştırma Görevlisi olarak çalıştığımız İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü bünyesinde, Bilgi Music Label’ı harekete geçirerek son yaptığım şarkıyı single olarak çıkarmaya karar verdik. Ve şimdi yeniden, bambaşka bir heyecanla sizlerleyim. Bu şarkı, ilk defa evimde kaydetmediğim ve her kademesine ekip halinde ciddi anlamda emek ve fikir harcadığımız bir çalışma olarak gelişti.

 

Her aşamada benimle çalışan ve müzik mutfağımızda sizlere görünmeyen şef Ateş Erkoç; şarkıya bolca vaktini ayırıp gitaristlik ve müzisyenlik becerisiyle her isteğimin üzerine değer katan Efe Demiral; yılların dostluğu ve müzik kardeşliğiyle konuşmasam da düşündüğümü anlayıp bas gitarında yansıtan Can Dedeoğlu; özverisi, tevazusu ve sempatisi bir yana bence sıradışı bir davulcu olmaya aday Mert Can Bilgin; vaktini, zihnini, anlayışını ve derinlikli estetik anlayışını trombonuyla yansıtan Hazal Döleneken;  ve ses bütünlüğüyle ilgili derdimi anlayıp parçanın tozunu alan, süper uyumlu masteringci Mirko Ettore D’Agostino bu parçanın bu haliyle ortaya çıkışındaki en önemli aktörlerdir. Çılgın deneylerime açık ve pürüzsüz çalışan bu kadroya teşekkürü borç bilirim.

 

Kendi özelimde; yoğunlukta yetişemediğim her işime koşan, sevgilerini esirgemeyen annem ve abime, dırdırıma rağmen sevgisini ve fikirlerini esirgemeyen sevgilim Melek Nur Dudu’ya, manevi ve profesyonel anlamdaki sonsuz destekleri için Buse Büyükutku Erkoç’a, kırılma noktalarımı maddi manevi güce çevirebilen Durukan Dudu’ya, bir bakışıyla beni cesaret yumağına dönüştürebilen Güneşin Aydemir’e, fotoğraflarıyla beni yansıtan ve tüm nazımı çeken Kristina Golubkova’ya, görsel dünyamızı sınırsız bir özveriyle şenlendiren Tolga Görgün’e, bizi cesaretlendiren Tolga Tüzün’e, fikirlerini esirgemeyen Deniz Güngören’e, Can Yurttagül’e, Nilipek’e, Tuğçe Yapıcı’ya, Harun İzer’e, Çağan Irmak’a, İrfan Alış’a, Tayfun Polat’a ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde işin ucundan tutmuş hukuk, tasarım, tanıtım, halkla ilişkiler birimlerine tekrar tekrar ne kadar teşekkür etsem azdır.

 

Beni dinleyip, mesajlarla ve paylaşımlarla desteğini hissettiren güzel insanlara da minnettarım. Dönüşümü hep beraber başlatıyoruz. Her şey yolunda giderse Şubat 2017’de yeni bir albüm ve Mart ayında özel bir lansman konseriyle yeniden karşınızda olacağım!

 

Sevgilerimle;

 

Can Kazaz

 

 

 

Facebook
Facebook
YouTube
YouTube
Instagram